13 Nisan 2025 Pazar – Milliyet Pazar – Alice
Çeyrek asır sonra döndüğü tiyatroda iki kişilik “Plastik Aşklar” oyununu altı yıldır sahneleyen Oya Başar, bir ilke daha imza attı. Tiyatro sanatçısı Oya Başar, 24 yıl sonra oynadığı “Baldız” filmiyle 18 Nisan’dan itibaren sinemaseverlerin karşısında olacak. Oya Başar’la Hamdi Alkan’ın yönettiği, Asuman Dabak ve Emel Müftüoğlu gibi ünlülerin oynadığı “Baldız” filmini, altıncı yılındaki “Plastik Aşklar” oyununu, yıllarını verdiği “Olacak O Kadar”dan meme kanserine yakalandıktan sonra yaşadıklarını konuştuk. Sekiz yaşında tiyatroyla tanışan, şimdiye kadar izleyenlerde iz bırakan birçok sinema, tiyatro, film ve dizide oynayan 69 yaşındaki sanatçıyı, keyifle okuyacağınız bu röportaj sayesinde daha iyi tanıyacağınıza adım gibi eminim. Yıllardır çok iyi tanıdığımı sandığım Oya Başar’la bu röportajı yapınca iç dünyasını ve birçok bilinmeyenini öğrendim çünkü…

“Plastik Aşklar” gerçekten çok şeker bir oyun. Altı senedir oynuyorum ve seyirciden muhteşem bir dönüş alıyorum. Çünkü herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği bir oyun. Öncelikle insanı, kadını, yaşamı anlatıyoruz. Artık romantizm öldü! Her şey çok plastikleşti günümüzde. Artık ilişkiler çok sığ. Sadece aşk için değil, arkadaşlık için bile böyle. Arkadaşlıklar da çok plastikleşti, sığ hâle geldi. Bunları hoş bir dille anlatıyoruz ve insanlar da çok seviyor, mutlu oluyor. Ben de bundan mutluyum. Begüm Birgören’le başladık ama Begüm’le Ebru Kural dönüşümlü oynuyor. Yıllarca oynayacağız bu oyunu; insanlar sevip alkışladığı sürece…
Asuman Dabak, Ayşegül Asar, Pedro Karami, Damla Aslanalp ve Emel Müftüoğlu’nun da oynadığı Hamdi Alkan’ın yönettiği “Baldız” filmine sizi çeken ne oldu?
Seyircilerine ne vadediyor “Baldız” filmi?
Bu iş gerçekten çok şeker, insanı yormayan 1.5 saat seyrettiği zaman keyif alabileceği, üstelik insanların ailesiyle gidebilecekleri bir film. Biz kadınların birlikte olmasını, şiddete karşı olmasını ve el ele vermesini anlattık bu filmde. Zaman zaman gülünen, zaman zaman hüzünlendiren bir film.
“Filiz Akın arkamdan hüngür hüngür ağladı”
Hayatı boyunca kanserden en yakınlarının kaybına kadar bir dizi badire atlatmış bir insan olarak tüm bu yaşadıklarınız sizi nasıl etkiledi? Psikolojik destek aldınız mı?
Kanser olduğumda çocuklarıma dedim ki, asla üzülmeyeceğiz. Benden önce de iki arkadaşım kanser olmuştu. Üçümüz arka arkaya olduk. Canım Filiz Akın’ım benden önce kanser olanlardandı. Filiz ben ameliyata girdiğimde hüngür hüngür ağlıyordu. Onu dışarı çıkarken görenler, “Eyvah Oya öldü” demiş. Filiz, “Ben oldum ama kardeşimin olmamasına yardımcı olamadım” demiş. Çünkü burada kimsenin yapacağı bir şey yok. Kanser öyle enteresan bir şey ki herkese gelebiliyor. Önemli olan ona vaktinde müdahale edebilmek.
Ben yaşarken mutlu yaşadım. Benim için oydu önemli olan. Arkama baktığım zaman ben çok güzel yaşadım, sevdim, sevildim, alkışlandım. Belki de bu kadar hafife almam onu başımdan defetti. Kanser olduğum dönemde üç yıl “Benim Annem Bir Melek” diye bir dizi çektim ve çok başarılı oldu. Ne yapıyordum? Dört gün çalışıyordum, iki gün kemoterapiye gidiyordum, yatıyordum ama üçüncü gün umudum vardı, yarın sete gideceğim ve yine çalışacağım diye… Kanser olunca hiçbir şeyi terk etmemek lazım. Çalışacağım, şu işi bitireceğim, her şeyi yapacağım demek çok önemli.
21 Ekim 2011 Van depremine yardım için yapılan ortak canlı yayında, “Bir benzer gece de şehitler için yapalım lütfen” diyen Oya Başar, “Terörsüz Türkiye” için neler söylemek ister?
Bunu her zaman düşünür ve her yerde söylerim. Mehmetçik dediğimiz benim, onun, öbürünün çocuğu. Bütün kadınların çocukları. Mehmetçik ülkemizin en önemli değeri. Huzur içinde yaşamamızı onlara borçluyuz. Bu terör bizi 50 yıldır hep sekteye uğrattı, çok şehit verdik, çok para kaybettik. Yoktan yere iki kardeşi birbirine vurduran silah tüccarı ülkeler var. Elbette ki annelerin gözyaşı dinsin. Terör desteklenecek değil, kınanacak bir şeydir.
“İş insanları lütfen sanatı destekleyin”
Türk Sineması’nın ilk üç ayda 1 milyar 500 milyon lira zarar ettiği, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 49 seyirci kaybı yaşadığı bir dönemde film çekmek cesaret işi ama sürdürülebilir değil bu. Sinemanın her geçen yıl seyirci kaybetmesi konusunda neler söylemek istersiniz?
“Diziye takipçi sayısına göre oyuncu seçmek ne demek?”
Son verilere göre Türkiye günde 7 saat 6 dakikayı internette geçiriyor. Sosyal medya ile aranız nasıl? Ailenizde, çevrenizde sosyal medyanın etkilerini nasıl gözlemliyorsunuz?
Sosyal medya ile aram hiç iyi değil. Sosyal medyanın bu kadar çok kullanılmasını da gerçekten dehşetle izliyorum. Çünkü insanlar bağımlı. Ruhlarını vermişler. Telefonla yatıp, telefonla kalkıyorlar. Kimse hayatını yaşamıyor. Herkes başkalarının hayatlarıyla ilgili. Kim nerede, ne yapmış, ne demiş? Ben bundan hoşlanmıyorum. İnanamayacağım insanlar sabahtan akşama kadar sosyal medyada paylaşım yapıyor. “Nasıl olur diyorum?” Öyle bir hâle getirdiler ki, sosyal medyayı kullanmazsan sen yoksun. Bir diziye oyuncu alırken bile “Senin takipçin ne kadar?” diyorlar. Bu bence sanata söylenmiş en kötü söz. Yani 5 milyon takipçisi olanla mı çalışacaksın? Yok böyle bir şey! Oyuncuyla çalışırsın. Takipçi sayısı çok olanlarla dizi yapıyorlar üçüncü bölümde kalkıyor!
“Çocuklarım benim Oscarlarım”
Şimdiye kadar “iyi ki yapmışım” dedikleriniz neler?
İyi oyuncu olmuşum, iyi ki oynayabiliyorum. Bir hayatta binlerce insan oluyorum. İyi ki yapmışım dediğim iki de çocuğum, bir oğlum, bir kızım var. Onlar da benim Oscarlarım.
2019’da oturduğunuz yalıya kuru yük gemisi çarptıktan sonra, “Kiracısı olduğum eve gemi girince şikayetçi oldum. Bilirkişi, ‘Siz neden gemilerin önünde oturuyorsunuz’ dercesine bir rapor hazırladığı için şikayetimden vazgeçtim” açıklaması hâlâ aklımda. Yıllarca “Olacak O Kadar”da hicvettiğiniz olayların başınıza gelmesi nasıl bir duygu?
Geminin geçtiği yerde niye oturuyorsun demeleri gerçekten de “Olacak O Kadar”lık bir skeç. Başarılı olmamızın nedeni de bunları yaşadıktan sonra anlatmamız. Hayatın gerçeklerini anlattığımız için “Olacak O Kadar” başarılı oldu.
Çok güzel ve şahane şeyler yapmışız. Şu an baktığımda onur duyuyorum. Şayet dünya görüşünüz doğruysa ve doğruyu söylüyorsanız yaptıklarınız hiçbir zaman silinmeyecektir. “Olacak O Kadar” çok önemli bir programdı. Hâlâ günün olaylarına baktığımda, “Ah bunu ne güzel işlerdik” dediğim ve heyecanlandığım şeyler oluyor.
Oya Başar’ın hobileri neler?
Çocukluğumuzda TV yoktu. Kitap okuyarak kendimizi mutlu ederdik. O zamandan beri mutlaka bir şey okuyarak sabah kahvaltısı yaparım. Sevdiğim bir kitabı okuduğumda bu güzelliği bitirmeyeceğim, yarın devam edeceğim deyip, saklarım. Kitap benim arkadaşım. Kitapla yaşadığım zaman kendimi yalnız hissetmiyorum. Film seyrederken size sunulanı seyredersiniz. Kitap okurken o sizin hissettiğiniz bir yaşamdır. O yüzden hep kendi hissettiğim bir yaşamı tercih etmişimdir.