MİLLİYET – 9 HAZİRAN 2014   –   ALİCE

Türkiye’de her şey öylesine erozyona uğradı ki, Hayrettin Karaca gibi 1 milyon “Toprak Dede” gelse iflah olmaz bu ülke…
Bakar mısınız şu olan bitene?
Türkiye’yi 12 Eylül’e sürükleyen ‘sokak eylemleri’nde aynı silahın hem ülkücüyü, hem solcuyu öldürdüğü söyleniyordu da kimse inanmıyordu…
Ama bugün “provokatörlük” bile alenileşti.
Sabahleyin “PKK’lı” olup HDP’lilerle eylem yapan biri, öğleden sonra bozkurt işareti yapan sözde “Ülkücü” olarak çıkıyor karşımıza…
Hem de üzerinde aynı tişört olduğu halde…
Ülkeye aydın insanlar yetiştirmesi gereken üniversitede Kimya Mühendisliği Bölümü Anabilim Dalı Başkanı olan profesör, sadece gönlünü değil 100 bin lirasını da verdiği idari işler sekreteri ve aynı zamanda evli olan bir kadını tavladığı için Çevre Mühendisliği Bölümü’nde öğretim üyeliği yapan doçenti öldürüyor… Sonra da gidip sevgilisine, “Senin için öldürdüm” diyor…

İnsanlara güven sıfır!
Yasaların getirdiği yeni sorumluluklar yüzünden kimse oturduğu apartmana, siteye, üye olduğu derneğe ve vakfa yönetici olmak istemez…
Ama aynı insanlar, her şeye rağmen taşın altına elini koyanlara “potansiyel hırsız” muamelesi yapmaktan geri kalmaz…
Yıllarca el ele kol kola yürüyüp “dava arkadaşlığı” yapanlar birbirine düşman şimdi…
Kim “Sezar”, kim “Brütüs”, aklımız şaştı vallahi…
“Barış ve eylemsizlik süreci”nin geldiği noktaya bakar mısınız?
Doğu’da bir ilden bir ile seyahat özgürlüğü bile kalmadı…
18 yaşından büyük gençlerin “mahalle baskısı” ya da “silah zoruyla” dağa kaldırılıp potansiyel terörist yapılması “legal”, “reşit olmayanlar”ınki “illegal” sayılmaya başladı.

Güya halk seçecek!
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez Cumhurbaşkanı’nı güya halk seçecek.
10 Ağustos’taki ilk tura kalmış şurada iki ay, henüz resmen açıklanmış bir aday bile yok ortada…
İktidar partisinin “favorisi” belli, ama onlar da açıklamadılar henüz bu ismi…
CHP ve MHP ise “Ortak bir aday” için önce “Çatı” oluşturmanın peşinde.
Ha bire “olumlu geçen” görüşmeler yapıyorlar, bu amaçla STK yöneticileriyle…
Halkın kimi Cumhurbaşkanı seçeceğine siz karar verecekseniz, o zaman ne gerek var halkın önüne sandığı koymaya…
Şimdiye kadar ülkeyi kimin yöneteceğine karar veren halk, Cumhurbaşkanı’nı belirleyemeyecekse, o zaman ne gerek var bu tiyatroya?
Sokaklardaki dilencilerinin bile kimlik değiştirdiği, yerlilerin yerini Suriyelilerin aldığı, ‘siyasi iklimi’n bu denli değiştiği bir ülkede mevsimlerin de dengesi şaştı.

Mevsimler de şaştı
Baharda yağması gereken yağmurun toplamı, haziran ayının ilk haftasına kaydı…
Öyle ki sadece dereler değil, milyon dolarlar harcanan metrolar bile birer ‘fıskiye’ye döndü…
Uyuşturucu kullanmak, temin etmek ya da satmaktan yargılanan ünlülerin verdikleri ifadeleri okudunuz mu?
Hakim, balkonunu ‘kenevir tarlası’na çeviren sanığa soruyor:
“Telefon görüşmelerinde sürekli telaffuz ettiğin ‘papatya sütü’ nedir?”
Sanığın verdiği yanıt şu:
“Günde 5-6 litre süt alıyorum evime, onu arkadaşlara biraz biraz dağıtıyorum. Bahsi geçen ‘Papatya’ da, sanıklardan K. İ., için balkonda yetiştirdiğim papatyadır. Uyuşturucuyla alakası yoktur. Çiçeklerin dibine meraktan birkaç hint keneviri tohumu serpmiştim, bu kadar arsız şekilde yayılacaklarını bilmiyordum.”
Hint keneviri mi yoksa “Cihangir sütçüsü” mü arsız anlayamadım!
Sığınacak başka yerimiz kalmadı, sen aklımıza mukayyet ol Allah’ım…

GÜNÜN SÖZÜ
“Brütüs’ün yaşadığı yerde Sezar, ölmeye mahkûmdur.” (Friedrich Schiller)