16 HAZİRAN 2020 SALI  –  MİLLİYET CADDE  –  ALİCE

Koronavirüs salgınından sonra birçok alanda hayat durdu. Pandemi süreci en büyük darbeyi çalıştıkça para kazananlara vurdu. Bu dönemde ekonomik sıkıntı çektiğini açıklayan her ünlü dayak yedi!
Sebebi de şu:

İnsanlar sanıyor ki, her ünlünün geliri ve gideri aynı… Öyle değil tabii ki… Altan Erkekli’nin bu konuda söyledikleri:

“Sanatçı deyince ‘bir eli balda, diğer eli yağda’ diye düşünmesin insanlar. Biz de kazandığımızla geçiniyoruz, dizi çektiğimiz sürece kazanıyoruz. Vergilerimiz var, duruyor. Ev taksitimiz var, duruyor. Herkes trilyonlar kazanmıyor. Namusumuzla iş yaptık, ayakta kalmaya çalıştık. Hep kısıtlı bütçeler aldık. Hâlâ taksit ödediğim tek evim var, başka bir şeyim yok. Bilmiyorlar ki 65 yaşındaki Altan Erkekli nasıl çalışıyor? Neler yaptı, neleri var?” Pandemi yüzünden parasız kaldığını belirten ünlüler için Okan Bayülgen’in söyledikleriyse şunlar: “İşler bitti, mahvolduk. Devlet bize sahip çıksın söylemlerini çok çirkin buluyorum. Ben tiyatrocuyum, bana sahip çıkın diye aptalca bir şey olmaz. O zaman bu dönemde çalışamayan birçok meslek grubunu, hizmet sektörünü ne yapacağız? En çok tiyatrocular, dizilerde oynayan oyuncular ve sinema filmlerinde oynayanlar ağlıyor. Bu ağlamaları çok çirkin buluyorum. Ağlanacak bir şey yok.”
Konu aynı, ama iki sanatçının fikirleri farklı. Peki hangisinin söylediği doğru? İkisi de kendi penceresinden bakarak gördüğünü söyledikleri için, ikisi de haklı. Çünkü pandemi sürecinin herkese etkisi farklı.

HANGİSİNE İNANALIM

GAMZE ÖZÇELİK’İN HAK ETTİĞİ ÖDÜL

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün düzenlediği ‘Uluslararası Göç Filmleri Festivali’, Gamze Özçelik’e ‘Sınırsız İyilik Ödülüverdi. Yıllardır mülteciler için yardımda bulunan Özçelik’in sözleri bu ödülü ne denli hak ettiğinin göstergesi:

“En büyük ödülü Allah bu yola girmeyi nasip ederek verdi. Ne kadar şükretsem az. Bizim için en büyük mutluluk yeryüzünde bir canın gülümsemesine vesile olabilmek. Ödülünüzü her gördüğümde inşallah o arşınladığımız yolları, o başını okşadığımız yetimleri, belki susuz bir canın su bulmasına vesile olmamızı hatırlayacağım.”

HANGİSİNE İNANALIM

BU TABLONUN SEBEBİ MASKE TAKMAYANLAR

Türkiye’deki ilk koronavirüs vakasının tespit edildiği tarih 11 Mart 2020. Uzmanların salgınla mücadelede kritik nokta olarak değerlendirdikleri iyileşen hasta sayısının yeni vaka sayısından fazla olduğu tarih 24 Nisan 2020.
Bir gün önce iyileşen hasta sayısı 2 bin 14, yeni vaka 3 bin 116’ydı; 24 Nisan’da ise 3 bin 122 yeni vakaya karşın koronavirüsü yenen hasta sayısı 3 bin 246 oldu. O tarihten bu yana aradaki makas olumlu yönde açıldı. 1 Haziran’da başlayan ‘yeni normal hayat’la birlikte o fark yavaş yavaş kapanmaya başladı. 13 Haziran’da iyileşen hasta sayısı 985’te kaldı, yeni vaka sayısı bin 459’a yükseldi. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Vaka sayısındaki artış, tedbirlere uymayanları uyarıyor. Giderek, hepimizi” diye uyardı. Koca, 14 Haziran tablosu da kötü olunca şunları yazdı:

“İyileşen hasta sayımız yeni vaka sayısının altına düştü. Yoğun bakıma ve solunum cihazına ihtiyaç artıyor. Hedeften uzaklaşıyoruz. En zayıf noktamız tedbirsiz iyimserlik. Tedbirli iyimser olalım. Kontrollü sosyal hayat dönemine yarın tam olarak geçelim.”
Devletin, her vatandaşın başına bir polis dikecek hali yok. O yüzden bize düşüyor görev… Toplum sağlığı için herkesin kurallara uyması şart. Üstelik çok da zor değil bu…

GÜNÜN SÖZÜ

“Öyle uyu ki, adalet isteyen birisi kapına gelecek olursa feryadını işitesin.” (Sadi Şirazi)