7 Nisan 2024 Pazar  –  Milliyet Pazar  –  Alice

Sezen Aksu, Nilüfer, Levent Yüksel ve Sertab Erener’e vokalistlik yaptığı 1990’lı yıllardan tanıdığım Emre Altuğ, şarkıcılığının yanı sıra oyunculuk ve sunuculuk da yapan şov dünyasının nadir insanlarından biri. İki erkek çocuk babası sanatçının bir diğer özelliği de hiç politize olmaması. O yüzdendir ki Emre Altuğ, yıllardır her kesimden insanın severek dinlediği ve izlediği bir sanatçı. Müzik yolculuğunda 25 yılı geriden bırakan Altuğ’la, bundan sonraki kariyer planlarını, sanat dünyasındaki yolculuğunu, iki erkek babası olmanın eğlenceli ve zorlu yanlarını konuştuk.

25 senenin Z Raporu’nu çıkaracak olsan neler söylersin?

Valla 25 sene az bir zaman değil Ali Abi, o yüzden Z Raporu uzun sürer, şimdi düğmeye bassam yarın ancak biter. Çok güzel geçen bir zaman. Çok şükür halkımla, dinleyenimle, izleyenimle karşılıklı sevgi, saygı birlikteliği yaşadık ve yaşıyoruz hâlâ. Ne ben onlara karşı bir kırgınlık, küskünlük hissettim ne de – bazı işleri ön plana çıkarırken öbürünü arka planda tutmama rağmen onlar benden vazgeçti. Hayatımın bir döneminde birçok şey ters gidince çöktüm…

Emre Altuğ’a çöküş yaşatan bir dizi terslik neydi?

Üç sene öncesinden bahsediyorum. Boşandım, Alaçatı’da çok sıkıntılı bir yatırım işim oldu, dolandırıldım ve annem öldü. Üçü peş peşe olunca çöktüm. Hepsi de ağır şeylerdi. Hiçbiri ufak tefek değildi! Hepsi ciddi travmalara sebep oldu. Bunlar peş peşe olunca bana ağır geldi, şevkimi ve motivasyonumu kaybettim. Biraz yalnız kalmaya, bundan kendi başıma kurtulmaya karar verdim. Kendi başıma ayağa kalkana kadar aradan biraz zaman geçti. O zaman bile bana küsmedi, beni bırakmadı dinleyenlerim ve izleyenlerim. Onların bu sevgisi ve saygısına karşılık vermek üzere tekrar ayağa kalkmam gerekiyordu ben de onu yaptım. Üç senedir de keyifli zaman geçiriyoruz birlikte.

O süreci nasıl atlattın? Psikolojik destek aldın mı?

Hayır… O uzun süreçte biraz daha kendi başıma kaldım, kitap okudum, film izledim, müzik dinledim ve çokça düşündüm. Çünkü ben kendimi, kendimin kurtaracağına inanırım, dışarıdan bir müdahale beklemem. Eğitimim gereği biraz da psikoloji bildiğim için bu işten kendi başıma çıkacağıma inandığımdan ve onun da zamanı geleceğini düşündüğümden kendimi zorlamadım. Zaten yeteri kadar depresif bir hâldeydim.

“Hayalim final konserini Aspendos’ta yapmak”

Oyunculuk ve şarkıcılığa başlarken hedefin neydi? Hangi noktadasın ve bundan sonrası için kariyer planın var mı?

Sanat hayatımı; o çöküş döneminin öncesi ve sonrası diye ikiye ayırıyorum. Üç sene önce başlattığım yeni bir dönem var bir de öncesi… 2021’den bu yana kendimi hayatımda hiç hissetmediğim kadar iyi, verimli, enerjik ve sağlıklı hissediyorum. Bunları belki de en son 2000’lerin başında hissetmişimdir. Yaşadığım çöküş ve arkasından tek başıma ayağa kalkmak bana iyi geldi. Bugüne kadar plana inanan biri değilim, biraz kaderciyim, olan biteni akışına bırakırım, ama tabii ki kafamda birtakım hayaller kurarak.

Nedir o hayaller?

Çok belirgin hedeflerim yok ama bazı hayallerim var. Yakın vadedekilerden bahsedeyim; ayda 8 – 10 konser yapıyorum, o anlamda bir sıkıntı yok ama Kayahan projesi beni çok etkiledi. En son İş Sanat’ta 36 kişilik orkestrayla Kayahan Abi’nin 20 şarkısını söyledim; uzun zamandır bunu hayal ediyordum. Kayahan Abi’nin şarkılarının gittikçe geri plana kaydığını görüyor, yeni jenerasyonun o eserleri ıskaladığını hissediyordum. Bunun üzerine İpek Açar’ı aradım, böyle bir şey düşündüğümü, bu fikrin beni çok heyecanlandırdığını, kendisinin de katılıp bir şarkı söylemesini istediğimi anlattım, o da kabul etti. Bu şarkılara hakimiyetini bildiğim Alper Kömürcü de (İpek Açar’ın eşi) işin müzik direktörü oldu. İş Sanat’ta bin kişiyle Kayahan şarkılarını söylediğimiz çok güzel bir konser yaptık. Bu konser serisini açık havalara taşımak ve finalini de Aspendos’ta yapmak; hayalim bu…

“Halen radyolarda çalan 70 şarkım var”

Sanatçılar hakkında internetteki bilgilerin çoğu eksik ya da yanlış. O yüzden bizzat senden öğrenmek isterim; 25 yılda kaç albüm ve single çıkardın, stüdyolarda kaç şarkının kaydını yaptın?

Google’a bakmam lazım. Ama bir şey söyleyebilirim, yeni sistem gereği üç ayda bir şarkı çıkarıyorum. Geçenlerde yeni şarkımın bir toplantısında Emel, Türkiye’deki radyoların ocak ayında 70 farklı şarkımı çaldığını söyledi.

‘Emel’ derken?

Emel Yalçın, radyo PR’ından sorumlu arkadaşım. “Ben 70 tane şarkı mı söylemişim?” dedim ama bakıyorsun ki var.

Oynadığın film sayısı?

13 veya 14 olması lazım.

Dizi?

O da, o civardadır.

Tiyatro oyunu?

Hemen sayayım; “Şarkılar Susarsa”, “Sevgilime Göz Kulak Ol”, “Bir Kış Öyküsü”, “Testesteron” ve “Azizname” yani beş oyun.

Kaç program sundun?

Onu da bilemiyorum, 4-5 program sunmuşumdur.

Sanat yolculuğuna dair bir arşivin yok mu?

Geçmişe takılıp neler yaptığımla uğraşan biri değilim, ne yapacağıma bakarım. Çocuklarımı bir kere bile karşıma alıp şunları şunları yaptım dememişimdir. Şarkı yapınca dinletirim bir kere, “Nasıl buldunuz?” derim, o kadar. Kendileri bulur benim şarkılarımı. Geçenlerde Kuzey’in play list’inde şarkılarımın olduğunu gördüm. “Oğlum nereden biliyorsun bunları, ben sana dinletmedim?” dedim. Meğer kendi bulup indirmiş.

Hiçbir şeyi kafana takmadığın için yaşlanmıyorsun demek ki?

Evimin salonunda çocuklarımla olanların dışında hiç fotoğrafım yoktur. Birçok yıldız arkadaşımın evinin girişinde dev bir fotoğrafı karşılar sizi. Bende yok…

Aldığın ödüllerde mi yok?

Ödüller vardı eski evde. Yeni eve getirdim, sandıklarda duruyor hepsi. Ortalıkta ne ödülüm var ne de şöyle sahneden bir star fotoğrafım. Gençliğimde yapmışımdır, ama sonra hiç öyle bir merakım olmadı.

‘Kendi başıma kaldım yeniden ayağa kalktım’

“Yemin Ettim şarkısını seyirci bana söyletmedi”

O konserde dinleyiciler, Kayahan’ın şarkılarından en çok hangisinde sesini yükseltti?

“Yemin Ettim”… Söyletmediler bana şarkıyı… Şarkıya girdim, ilk cümlesini söyledim, sonrasında dinleyici koro hâlinde söyledi. Bir durun ben de söyleyeyim durumu oldu. Bir yarışa girdik resmen “Yemin Ettim”de dinleyiciyle… İnanılmaz bir şeydi. Şunu da itiraf edeyim bütün şarkıları seyirciler benimle beraber başta sona söyledi.

Bugün ‘90’lı yıllardan bir video çıktı karşıma. Hülya Avşar’ın programında sen “İbret-i Alem”i söylüyorsun. Hülya Avşar ve Teoman arka tarafta…

Gördüm, gördüm arkada Teoman var.

O videodaki yorumların çoğu “Onlar gençti, biz çocuktuk. Biz yaşlandık, onlar yaşlanmadı” şeklinde. Emre Altuğ neye borçlu bunu?

İç enerjiye borçluyum ama annemle babamın da hakkını yemeyeyim. Nur içinde yatsınlar ikisi de yaşlarını göstermeyen insanlardı. Genetik bir avantajım var. İç enerjinin insanı genç tuttuğunu düşünüyorum.

“Çocuklarıma çok düşkünüm”

“Erkek çocuklar anneye düşkün olur” derler, sizde de durum öyle mi?

Annelerine aşıklar tabi. Bunu çok net görüyorum. Bu da çok normal geliyor bana. Çünkü ben de öyleydim, anneme aşıktım. Baba da erkek çocuğun hayatında ciddi bir rol modeldir. Bir de nostaljik bir varlıktır baba… Yani yaşadıkların ve yaşattıklarınla varsın onların hayatında. Bizim de öyle… Ben çocuklarıma çok düşkünüm. Onlardan büyük sevgi görüyorum. Bundan dolayı da çok mutluyum.

Şov dünyasında az sayıdaki politize olmayan insanlarından birisin. Nasıl başardın bunu?

Çok yakın arkadaşlarım hariç, inanç ve siyaset konuşmayı sevmem. Tabii ki siyasi bir görüşüm var ama ne tuttuğum takıma ne de oy verdiğim partiye yüzde 100 sarılırım. Asla fanatizm diye bir şey yoktur bende. Oy verdiğim partiden vazgeçip başkasına oy verebilirim.

Verebilirim diyorsun da verebildin mi?

Verdim mesela…

25 yılda kalbini kırdıkların veya kırıldıkların oldu mu?

Çok vardır, ama ‘kimler onlar?’ dersen bilemem. Çünkü kalbimi kıran da olsa benim küsmek gibi bir huyum yok. Küsmeyi sevmem.

“Yeni bir heyecan var”

Bir söyleşinde “Çapkın değilim, şükürler olsun ki mesai isteyen çapkınlığa ihtiyaç duymadım” demişsin.

Evet, çapkınlık yapmama fırsat vermediler Ali Abi… Aslında şu işe biraz mesai harcayayım çok isterdim. Bu konuyla ilgili çok fazla konuşmak istemiyorum.

Hayrola, buldun mu özlediğin aşkı?

Biraz enteresan bir durum var ama konuşmak için çok erken. Evet yeni bir heyecan var.

Hüseyin Kuzey ve Uzay Tuncer adlı iki oğlun var. Çocuklarının niye ikişer ismi var?

Çünkü ailemde gelenektir dede ismi konur göbek adı olarak. Benimki de Niyazi’dir, abimin Ahmet’tir. Ben de o adeti sürdürmek istedim. Çağla’nın babası Hüseyin Bey aramızdan erken ayrıldığı için ilk onun adını koyduk.

Hafta sonu onları hangi kurslara götürüyorsun?

Uzay futbola gidiyordu, şimdi salon sporlarına başladı. Kuzey tenise gidiyor. Hafta sonu çocukların kursları arasında gidip geliyoruz.

Tiyatro ya da enstrüman kursları yok mu?

İkisi de müzik enstrümanı çalıyor, ama bunu meslek olarak yapmak istemiyorlar. Kuzey sporcu olacakmış gibi görünüyor.

Kuzey ve Uzay’ın marka düşkünlüğü var mı?

Şükürler olsun ki çocuklarımız hiç yormuyor bizi. Çocuklarımıza açık açık biz 80 bin liraya ayakkabı alacak zengin insanlar değiliz dedik.