8 Eylül 2026 Salı – Milliyet – Alice
Oyuncu Serhat Kılıç’ın 51 yaşında evinde ölümünün ardından gazeteci Emrullah Erdinç, X hesabından ilk şu paylaşımı yaptı:
“Serhat Kılıç’ın evinde bulunduğu ana ilişkin ayrıntılar ortaya çıktı. Perşembe gününden bu yana Kılıç’a ulaşamayan kız arkadaşı Özlem E. (50), Kağıthane’deki eve giderek, kapıyı çaldı. Yanıt alamayınca kendisindeki anahtarla içeri girdi. Özlem E., Kılıç’ı salondaki tekli koltukta oturur vaziyette buldu. Nefes almadığını ve vücudunun soğuk olduğunu fark edince 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak yardım istedi.
İhbarın ardından sağlık ekipleriyle Asayiş Büro Amirliği ekipleri sevk edildi.”
Erdinç’in bir ‘durum raporu’ gibi olan ilk paylaşımı değil, ama sonrasında yazdıkları ‘etik tartışmasını’ da beraberinde getirdi. İşte sosyal medyada bir hayli tepki toplayan o satırlar:
“Oyuncu Serhat Kılıç’ın evinde savcı ve olay yeri inceleme ekipleri inceleme yaptı.
Evde alkol şişeleri ile yasaklı sigara sarımında kullanılan ve ‘çarşaf’ olarak tabir edilen kağıtların bulunduğu öğrenildi.
Kılıç’ın lenf kanseri tedavisi gördüğü ve hastalığı atlattığı aşamada olduğu iddia edildi. Yine iddiaya göre Kılıç, geçen hafta dayanılmaz ağrıları nedeniyle kız arkadaşı tarafından hastaneye götürüldü ve kendisine boyun fıtığı teşhisi konuldu.
Yakın çevresinden edinilen bilgilere göre Kılıç’ın son dönemde yoğun alkol tükettiği ve uzun süredir ağır depresyon yaşadığı ileri sürüldü.
Serhat Kılıç’ın kesin ölüm nedeni, Adli Tıp Kurumu’nda yapılacak otopsi ve toksikolojinin ardından ortaya çıkacak.”
İlk tepki Soybaş’tan
Otopsi raporu çıkmadan ‘iddia edildi’, ‘ileri sürüldü’ savları ve varsayımları gerçek gibi sunmak habercilik etiğiyle bağdaşmaz. O yüzden de Erdinç’e ilk itiraz Hürriyet yazarı Fulya Soybaş’tan geldi. Soybaş, X hesabında şunları yazdı:
“Al bir tane daha!.. Sararken yanında mıydın? Bu nasıl bir dil? Ayıp değil mi? Sen de gayet iyi biliyorsun ki, ‘çarşaf’a tütün de sarılır. Senin gibi bir habercinin ‘tık’ almak için böyle bir manipülasyona ihtiyacı var mı? Hiç yakışmadı.”
Kılıç’ın sevgilisi Özlem Esmergül, “Perşembe gününden beri sevgilisinden haber alamayan insan iki gün sonra mı evine gider?” diye linç edilince, meslektaşı Yelda Cumalıoğlu ona sahip çıktı:
“Böylesine acı bir süreçte arkadaşım Özlem’in maruz bırakıldığı linç ve haksızlığı kabul etmiyorum. İnsanların acısını malzeme hâline getiren, saygı ve etik sınırlarını aşan, acı pornosu peşinde koşan bu anlayışı kınıyorum.”
Sosyal medya infazcıları
Otopsi raporunu beklemeden sosyal medyada ölüm sebebi üzerine ahkâm kesenler, ifadesini bile beklemeden Özlem Esmergül’ü suçlayanlar ve son görüntüsünde duvara tutunarak, yürüdüğü anlaşılan oyuncunun evini dağınık bulanlar; Serhat Kılıç öldü, öldü…
Sosyal medyada hakkınızda yazılanlara bakıp hiç mi utanmıyorsunuz?
Daha çok tık’lanarak daha çok para kazanmak için insanlık onurunu hiçe saymayın.
Benim bolca Niğde gazozu, mavi nüfus kağıdı, plastik su kabı ve bir likör şişesi gördüğüm sehpaya siz bakınca, Serhat Kılıç’ın yasaklı madde ve alkolden öldüğüne karar verdiniz…
Varsayalım ki öyle, kime ne?
Serhat Kılıç, ölüm sebebi ne olursa olsun bu dünyadaki ömrünü tamamlayıp gitti.
Diriye saygınız yok, bari ölüye olsun…
GÜNÜN SÖZÜ “Bir milletin büyüklüğü, nüfusunun çokluğu ile değil, akıllı ve fazilet sahibi insanlarının sayısı ile belli olur.” (Victor Hugo)







