18 Haziran 2026 Perşembe – Milliyet – Alice
Her ölüm erkendir, ama oyuncu Ece İrtem’in 35 yaşına girdiği günün ertesinde vefat etmesi gerçekten de çok erken oldu…
Ece İrtem, savcı bir baba ve memur bir annenin çocuğu olarak 14 Haziran 1991’de Sivas’ta doğdu, 15 Haziran 2026’da İstanbul’da öldü.
Oyuncunun ölümünden sonra şimdiye kadar konuk olduğu programlarda neler söylediğine dair birçok video çıktı ortaya. O videoları izleyince tanışıklığım bile olmayan Ece İrtem hakkında şöyle bir kanaat oluştu bende.
Ece İrtem, sadece genç ve iyi bir oyuncu değil, hedeflediği yolda yılmadan savaşan, kendini Allah’a ve kadere teslim eden, bildiğimiz ünlülerden farklı tevekkül sahibi inançlı biri çıktı.
Yaşar Üniversitesi Opera-Şan Ana Sanat Dalı’ndan mezun olduktan sonra Sadri Alışık Kültür Merkezi’nde Kamera Önü Oyunculuk eğitimi alan Ece İrtem, şimdiye kadar 10’dan fazla film ve dizide oynadı, ama bu pek de kolay olmadı.
Hüsranlar yaşadı, yılmadı
Katıldığı birçok deneme çekiminde hayal kırıklığına uğrayan, oynadığı ilk dizi bir replik bile söyleyemeden biten, okul bittikten sonra bir süre iş bulamayınca teyzesinde kalan ve zor bir dönem geçiren Ece İrtem, oyunculuk hedefi yolunda yaşadığı çileyi Sibel Arna’nın YouTube programında şöyle anlattı:
“2013 senesinde her hâlde altı ay boyunca 60-70 kere uçağa binip, İzmir’e dönmüşümdür. Şöyle şeyler yaşıyordum, İstanbul’a gelip audition verip, havaalanına gidince menajerim tekrar arayıp, ‘Ece mutlaka gelmelisin’ diyordu. Bu İzmir’e döndüğümde de oluyordu, günde iki, üç kez İstanbul’a gelip, İzmir’e dönüyordum. Olmadı, olmadı, olmadı… ‘Bir Zamanlar Osmanlı Kıyam’a da, ‘Gelmiyorum’ dedim. Param bitti, aile desteği de bir yere kadar. ‘Okulu bitireyim de İstanbul’a taşınayım’ dediğim anda, onlardan şöyle bir adım geldi. ‘Gelsin, uçak ve otel masraflarını biz karşılarız’ teklifi üzerine geldim ve şansım orada devreye girdi.”
Kısmet neyse oraya!
Ece İrtem’in konuk olduğu programlardan biri de Ceyda Düvenci’nin ‘Bambaşka Sohbetler’iydi. Düvenci’nin “Peki şimdi nereye?” sorusuna verdiği yanıt her izleyeni duygulandıran türdendi:
“Kısmet neyse oraya… Ben biraz çok güveniyorum ve her şeyi Allah’a emanet ediyorum. Bir kul olarak çok fazla şeyi kafaya takıyoruz. Kafaya taktığımız ve üzüldüğümüz her şey onu da incitiyor gibi geliyor bana… Denemek, şükretmek ve sevgi için bizi buraya gönderdi ya… Artık kendimi rahat bırakıyorum. İş mi geldi, bir şekilde kendisini belli edecek hangisini seçmem gerektiği… Ya da iş mi gelmedi, belki de en güzeli gelecek. Bu süreç bana bunu öğretti. Canımı sıkmaya değmedi, çünkü iş geldi, ben sadece üzüldüğümle kaldım. Ben o süreci çiçekleri daha fazla koklayarak, teyzemi iki defa fazla öperek geçirebilirdim.”
Anı defterine ne yazdı?
Düvenci’nin program sonunda her konuğuna bir şeyler yazdırdığı defterine Ece İrtem’in düştüğü nota bakar mısınız?
“Eskinin öğrettikleriyle yeniyi şifalandıracağımız bir dünya diliyorum.”
Katıldığı bir programda, “Ben biraz geç dünyaya geldim, 10’uncu ayda doğdum” diyen Ece İrtem, gerçekten de çok erken göçtü bu dünyadan…
Ece İrtem’e rahmet, ailesi ve sevenlerine başsağlığı diliyor, otopsi sonucu bile çıkmadan oyuncunun ardından sosyal medyada çirkin yorumlar yazan ve yapanları da Allah’a havale ediyorum.
GÜNÜN SÖZÜ
“Bir insan için ahlak terbiyesi, ekmek ve elbiseden daha lüzumludur.” (Sokrates)








![Designed by AdmCW [Designed by AdmCW]](https://alieyuboglu.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/AdmCW-logo.png)